İstanbul - Neden herkes senden kaçıp gitmek istiyor?

December 11, 2016

 

İstanbul; dünyanın en eski şehirlerinden birisi. Wikipedia bilgilerine göre tarihi üç yüz bin yıl önceye dayanmakta ve dünyanın en kalabalık 7.şehri. Tüm bunların yanında doğma, büyüme İstanbul'lu ve dünyada 30 civarı farklı şehir görmüş birisi olarak, dünyanın en güzel şehirlerinden birisi olduğunu söylemek istiyorum. Hele ki bir Türk için bu konu önemli bir mevzu bahis konusu!

 

Gelin görün ki, bu şehir bu kadar güzelken, her geçen gün çevremizde yeni birisi daha İstanbul'u bırakıyor veya bırakma planlarını anlatıyor. Kısacası İstanbul, birileri senden kaçıp gitmek istiyor!

 

Yakın zamanda pek çok arkadaşım Bodrum'a yerleşti, ayrı bir grup arkadaşım da bu sıralar, Londra, Kanada, New York'da yeni hayatlarını kurdular.

 

İçerisinde farklı sebepler barındıran bu kararların arasında en sık duyulanlar özellikle son zamanlarda şehrin güvenlik sıkıntıları, şehrin kalabalıklığı, şehrin pahalılığı, şehrin insanlarının rekabetçiliği, şehrin git gide artan kozmopolit yapısı, organik yaşam merakı yurt dışındaki iş ve kariyer fırsatları..

 

Evet doğru, bu şehirde yaşamak hergün daha zor. Güvenli değiliz, sağımızda solumuzda bombalar patlıyor, yabancı arkadaşlarım Türkiye'ye ve özellikle İstanbul'a seyahatlerini  iptal ediyor son günlerde.. Evet korkunç bir trafik var. Anadolu Yakasında yaşayan arkadaşlarım işlerine gidip gelebilmek için ortalama 3 saatlerini yolda geçiriyorlar. Evet doğru, ülke ideolojik olarak hiç görmediği uçta bir bölünmüşlük yaşıyor ve bunu en sert şekilde İstanbul'da hissediyorsun ve son olarak bu şehirde kadın olmak çok zor, hem de çok zor.

 

Hepsi doğru. Ama ben her şeye ragmen hala şehirde kalmak isteyenlerden biriyim. Bunca şeye ragmen gerçekten farklı bir yerde yaşama hayalim yok, en azından şimdilik. Zaman zaman bazı düşüncelerim olsa da, genelde aklımdaki planlar hem iş adına, hem de daha kısa sureli gidişler.

 

Demek ki hala bu şehirde bir şeyleri seviyorum. Peki neden ve neleri seviyorum?

Çevremde gördüğüm Atatürk'çü, idealist, yaratıcı, zeki ve umut dolu gençler gözümüzün içine baktığında onlara umut olabilme hissini seviyorum. Tüm Avrupa şehirlerindeki o yeşil nehirlere kıyasla, o masmavi denizin olduğu İstanbul Boğazını seviyorum. Dünyada hiçbir yerde olmayan o binbir çeşit Türk kahvaltısını, o boğaza karşı yemeyi seviyorum. Demli çayımı seviyorum. Yine eşini benzerini yemediğim mezeleri Zeki Müren, Müzeyyen Senar, Sezen Aksu şarkıları eşliğinde, bir yandan o şarkılara katılıp, bir yandan rakımı yudumlayarak yemeyi seviyorum. Kendi dilimde dostlarımla sohbet etmeyi, ülkeyi kurtarmayı, hayalleri, planları, aşkların derinliğini konuşmayı seviyorum. İstiklal Caddesinde yürürken duyduğum kestane kokusunu seviyorum. Eskiden alışveriş için dünyanın dört bir yanına giderken, şimdi herşeyi dört bir yanımda bulabilmeyi seviyorum. Yine eskiden Londra'da izlediğim müzikalleri 5km yakınımda bulabilmeyi seviyorum. Bu şehrin tarihini, dokusunu seviyorum. Ortaköy'de oturup Boğaziçi Köprüsü (benim için ismi hala böyle), Ortaköy Camisini izlemeyi seviyorum.  

 

Belki konservatif birisiyimdir, ama şimdilik İstanbul'u terk etmeye hazır değilim. Merak etme güzel şehir, ben senden kaçıp gitmiyorum henüz ve eminim benim gibiler var, burada bizimle kalacak.

 

Hadi İstanbul aşıkları, seslerinizi duymak istiyorum...

 

Sevgilerimle,

Selda

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Tanıtılan Yazılar

"Çalışan Bağlılığı" dediğimiz aslında yaman bir çelişki...

January 16, 2017

1/4
Please reload

Son Paylaşımlar

March 8, 2017

February 13, 2017

December 25, 2016

Please reload

Arşiv
Please reload

Etiketlere Göre Ara

I'm busy working on my blog posts. Watch this space!

Please reload

Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square